Sonntag, 25. September 2011

...dileyebilmek

023  
Yaz mevsimini yagmurlarla gecirmis, en sicak olmasini bekledigimiz aylar bize en serin günlerini yasatmisken, Sonbahar en sicak günlerini hediye ediyor, mahcup bir cocuk gibi. Sonbahar ayri güzeldir benim icin, en güzel haberleri aldigim dönemler hep bu aylara rastlar her nedense. Ve ben yine leylek ariyorum gökyüzünde, takvime isaretledigim günleri tek tek cizmek disinda. 024

Güzel günün tadini anne cikarmali bu sefer, minigi babaya yollayip hadi siz oynayin ben buralardayim diyip ormanda kisa bir gezintiye cikmak, sonra ördekler gibi tek hizada beni takip eden sevgiliyle, kurabiyeyi yine tek gözle izlemek. "Mamiii baakkk pusteblume(karahindiba) derken o kareyi yakalayabilmek, bir yandanda kizim agzina burnuna kacacak birak onu birak diyebilmek...            029  

Önümüzdeki sonbahara kadar mantarlari daha yakindan taniyabilmek var bu seneki yapilacaklar listemde, ormandan toplayacagim mantarlari kis icin kah kurutup, kah konservelemek isteyisim var.       030  

Bir IsIrik alsam, harikalar diyarina gider miyim? 

                                                                                    026 
 Yere düsen cevizleri topluyoruz beraber, süt cevizleri, cocuklugum , genckizligim geliyor aklima. Kocaman , diger komsularimizin imrendigi bir ceviz agacimiz vardi, mahallenin cocuklarini kovalamakla gecerdi tüm yazim, firik cevizlerimizi toplamasinlar diye, halbuki tüm mahallenin cocuklarina yetercek kadardi. On seneyi gecti belki firik ceviz yememistim, büyüdügüm evde artik dedemler oturuyor, o kocaman ceviz agaci hala orda ama mahallede cocuk kalmamis. Cevredeki diger tek katli evler apartman olmus, bir tek dedem hala direnmekte bahceli evini bir mütayide kaptirmadan yasamaya. Senenin alti ayi orda olmasa da tek katli evini vermemeye kararli...                                  032   
Sonbahar, bir sürü dogum günü demek benim icin, bir sürü hediye, bir dolu özlem demek, bir dolu kutlama... 

Montag, 29. August 2011

029

Yilbasindan kisa bir süre önceymis en son postum, disarda kar varmis cokca. Simdi sonbahara ne kaldi, yoksa ordamiyiz coktan? Artik bir bebek degil, üc yasina iki kala bugün yüregime oturan bir hüzünle cocuk oldugunu resmen bir kere daha ve bu sefer kayitlara gececek sekilde anladim. Okulunun "Kres" bölümünden "anasinifi" kismina gececeginin haberini verdi egitmeni. Aslinda ayni bina, sadece bir üst kata gececek hepsi o, arkadaslari da coktan gecti, kendini yalniz hissediyordu. Kendi yas grubunun cocuklariyla oynamak ona zevk veriyor, kücükleri pek önemsemiyor. Büyük olduguna inandiriyor kendini böylece o da üst kattaki gruba gececek cabucak, en yakin arkadasi Sa.rah ile kresin parkinda ögleden sonra bulusup sIkica sarilmalarinin, öpüsmelerinin , bogusmalarinin haberlerini aliyorum egitmeninden. Dogum gününü sabirsizlikla cekiyor, pastasini istiyor, cikolatali olacak diye, hediyede olacak diyor. Cok sey var biriken anlatilasi, cok sey. Gecen hafta cumartesi ilk defa beni "Anne" diye cagirmaya basladi, önceden "mami" siydim ben onun. Hafta ici, egitmenine dönüp Pe.tra, Sie ist meine Anne!(Petr.a, bu benim annem) diye tanistirmasi ilgincti, demek artik her iki dildede annesiydim.

Emzik meselesi bizde son bir aya kadar cok sorundu, sadece uykularda aliyordu ama bu bile cene yapisini degistiriyordu, ne yapsam, nasil etsem derken doktorumuz imdadimiza yetisti, her hafta emzigin ucundan beraberce bir makas yardimiyla kesmeler yaptik, böylece em.me efektini ortadan kaldirdik, son haftaya girdigimizde o kadar az kalmisti ki em,mek degil, agzina bile alamiyordu ama büyük bir inatla disleriyle tutmaya calisiyordu ve bir kac zamandir hazirladigimiz durum cumartesi gerceklesti Almanlarin Schnul.lerfee(Emzik perisi, bebekler emziki birakinca bu peri onlara emzikleri karisliginda hediye getirir) sinin yardimiyla sonunda oldukca sancili bir sekilde biraktik. Hatta benim ve babasininda emzi.gi oldugunu ama daha sonra bizimde vermek zorunda kaldigimizi anlattik, agit yakti , gercek aglama degil, ama aglama. Oksadik, evet biliyoruz cok zor ama ne yapalim annecim böyle iste diyerek avuttuk, sonra basladi istediklerini siralamaya, Kücük bir karton bekliyoruz bu aralar postadan...

008

Kizima hamileligimi ögrendigim zaman baslamistim bloglamaya, bu son sene oldukca zorlayarak yazdim, sikIlmak degil ama kizimli hayata alistim, onu büyütürken daha bir kendime güvenir oldum belki de ondan bilemiyorum, zamansizliginda payi cok, evdeyken ailecek kaliteli zaman gecirmek varken kendimi bu kutuya hapsetmek pek icime sinmiyor, ki sabah 7.30 aksam 17.00 gibi eve geldigimizi söylersem geriye bir haftasonu kaliyor ki ondada yine ayni duygular... Helin YAgmur büyürken bizde degisiyoruz, öncelikler, istekler, gerekliler, gereksizler diye ayikliyoruz her seyi. Farkli seyler yapma istegi, yaptigim isle yapmak istedigim is arasindaki büyük ucurumlar...

Anne-kiz büyümekteyiz...




Dienstag, 21. Dezember 2010

Her Yerde kar var

Sevgiliyle el ele gezilecek bir kis yasiyoruz, ama o eller birbirini tutamadi henüz. Hastalik, is derken disariya basbasa cikip ayak poarmaklarimiz donana kadar gezemedik henüz. Ey sevgili koca bu sana

IMG_2194-

Ilk defa yilbasi agacimiz oldu bu sene. Helin Yagmur icin. Beraberce taktik süslerini, yasli komusmuzun ona verdigi melegi bilhassa sakladigi cekmeceden buldu getirdi. Isiklari tam anlamadi agaca dolarken ama yaninca o cigligi duymak el cirpislarini görmek... Sonra yanan isiklari mum zannedip üflemeye calismak...

IMG_2201_

Evet calismak... Son iki haftadir ailecek hasta olusumuzdan dolayi bir türlü hic bir ise elimi sürememek, calismak isin can atanlarin inadinaymiscasina yagan kari sadece camin diger tarafindan sicacik evimden seyretmek. Iki haftadir dün ilk kez krese gitti minigim. Öyle ya zaman gecmis, yine isinmada biraz zorluk cekti tabi, öglen uykularina sorunsuz bir gecis, yemekte sadece tadini begendiklerini yeme.

GEcen hafta haberlerde yakin bir sehirdeki anaokulunda bir erkek egitmenin cocuklara tacizi beni yine en ince yerimden yaraladi, iyice paranoya halini aldi, erkek egitmen yok kizimin kresinde neyseki, ama disaridan (temizlik ve kisin kar temizleme olmak üzere islere bakan)sorumlu biri genc biri orta yas iki erkek var, yine iyice sordum iceriye girmediklerinin onayini aldim, insan kime güvenecegini bilmiyor, ve ben ona vücudunun sadece kendine ait oldugunu nasil ögretecegim hic bir fikrim yok. Ona bu dünyaya karsi daha kücücükken kendini korumasi gerektigini nasil anlatacagim...

IMG_2209_

Yine yeni bir yil, yine yeni kararlar, gecen sene yaptigim listeden sadece ücte birini gerceklestirebilmisim bu sene. Yeni yila girerken yeni bir liste hazirlamali, ama bu sefer cüzdanimda tasimamali yapilan liste. Mümkünse göz önüne hatta mutfaktaki pinnwand'a asmali ki hergün göre göre kendimi motive edeyim. Ama herkes görmesin mesela okumadan gecsin, gelen arkadaslar, akrabalar aaa bu ne alemsin demesin mesela.

Daldan dala oldu, cok oldu aslinda yazmayali, sadece kizim icin tutmaya calistigim bu günlük tadindaki blog biraz benim tembelligimden sekteye ugruyor. Eskiden ne cok günlük tutardim, evlenene kadar ne cok yazdim oysaki, kac ajanda dolusuydu. Kardesimin roman okur gibi gizli gizli okudugunu bilmeden yazdigim ortaokul-lise dönemlerim vardi. Uzun uzun yazdigim. Eskilerdenim ben sanirim, su ciltli defterlerin ortasini acip yazmaya baslamadan önce koklayan, o yapraklar arasinda cicekler, dallar kurutan tiplerden.

Ps. Alttaki postun tarihinin yeni olduguna bakmayin, yazmis ama yayinlamamisim, nede olsa kizimin günlügü gecte olsa hatiralarinin arasina girmeli dedim.

Krese devam....

Iki yasin bizim icin bir milat olacagini söyleyen anneler vardi, ama tabi bunu yasayarak ve görerek anlamak yine yeniden sasirtiyor. Kres serüvenimizin nasil basladigini ve aslinda kendimce yok birakalim, daha yasi cok kücük diyerek geri dönüslerimi hatirliyorum simdi. Oysa bundan en fazla bir ay öncesine dayaniyor bu yeni gelismenin hayatimiza girmesi. Zorlandik, cok zor ve sancili bir dönemdi, hem benim hem kizim icin. Vicdan denen seyin bir anneyi ne kadar acitabilecegini, mantigin ne sacma sey oldugunu yine bu son haftalarda gördüm. Acaba kizimi bir sene sonra gönderecegim kres degilde anaokulu icin yine bu kadar zorlanir miydi diye sorgularken buluyorum kendimi. Kizimin yasiti arkadaslara ihtiyac duydugunu her gecen gün azalan gücümle tecrübe ederken aslinda bu tercihin ne dogru oldugunu anlatiyorum kendime.  Sosyallesmeyi ögreniyor diyorum. Sonra benim cocuklugum böyle miydi? Mahalle de muhakkak yasitimiz cocuklar olurdu, olmasada bizi dislamazdi büyükler, bir sekilde kaynardik arada. Benden büyük bir cocugun beni hirpaladigini, annemin yanina aglayarak gittigimi hatirlamiyorum pek. Evimizin önünde bahcemizde oynardik, ya da komsularin bahcesinde, ama hep bahcede. Kizimin yasiti yok cevremizde, ilkokula gidenler var ama onlarin istekleri ilgileri farkli. Evimizin bahcesinde sogukta ne kadar oynayabilir, kac dakika?  Bu durumda kres en iyi cözüm diyorum yine. Diger cocuklarla paylasimi, ögreniyor, dünyada bizden baska büyüklerin ve kücüklerin oldugunu. Kardes diyemiyoruz evde henüz, istemiyor, bagiriyor, ya da cok sessizlesiyor, daha sIkI sariliyor bize. Bebekleriyle evcilik oynamiyor, cünkü o bebekleri benim kucagimda görmek istemiyor, evciligi yine anne-baba-helin yagmur üclüsü olarak oynuyoruz,  zaman zaman ted.i ve ha.vhavla beraber.

Bazen olmadik seylere agliyiyor, hic bir seye sabri yok, iki dakika önce istedigi seyi yine ayni saniyesinde firlatip atabiliyor. Istedigi seyleri aglayarak elde edebilecegi hissi hakim su son bir haftadir evde. Simariklik degil diyorum, iki yasin getirdigi o sancilardan baska bir sey olamaz diyorum.

Kres mevzuuna girmeli biraz, unutmadan. Dogum gününden sonra baslamistik ya biz bir kac saatligine, ondan sonraki iki hafta öglen yemeklerine de kaldi(k) bugün ilk defa öglen uykusuna baslayacak. Öglen yemeklerine kaldik diyorum, malesef yemegine ben sinifa girmeden el sürmüyormus, ayni sekilde egitmenlerinin yedirmesine de izin vermiyormus. Diger cocuklar yemeklerini bitirip uyku icin hazirlanirken giriyorum sinifa, yediriyorum yemegini, niye yemedin annecim sen sorusuna hafif bir omuz silkelemesiyle cevap veriyor. Dün sormus ögretmeni, ac degil misin helin neden yemiyorsun diye. Cevap : Mami kommt (anne geliyor) beni bekliyor yani minik cücem. Bugün ilk uyku denemesi ama ac ac nasil uyuyacak simdi, hadi uyudu ya sonra, neyseki egitmeni icimi ferahlatti, öglen yemegini kaldirip tekrar veriyoruz böyle durumlarda diye.

Cocuklarla anlasmasinda sorun yok. Oyunda da öyle, ama yemek meselesi suan icin  büyük sorun, evden kahvaltisiz cikarmiyorum ama orada yemek yemeyi ögrenmesi gerekiyor.

Bu aralar yine benimle arasindan su sizmiyor, cünkü sabah evden bizimle cikip ise giden babasi bizimle ayni vakitli eve dönmüyor. Her gittigimde hadi kizim evimize gidiyoruz diyince, soru sorar gibi Papi? diyor, anlatiyorum, anladigini biliyorum ama yine de babasi eve gelince yaklasmiyor yanina, kucagina gitse de soguk davraniyor, o yokken onu sorup eve gelince yaklasmamasi babasini cok üzse de elimden gelen bir sey yok. Ama tabi bu en cok bana yaradi desem, babanin kiskanacagini bildiginden bana gelip sarilmalar, öpmeler cabasi, evet kullaniliyorum ama coookkk hosuma gidiyor bu.

Dil ile ilgili sorun yasamayacagimizi biliyordum krese baslarken, cünkü baba almanca anne türkce konusuyorduk evde, bu kres olayi kizim dogmadan önce planladigimiz birseydi. Zaten kücük baslayacagi kreste birde dil sorunu ceksin hic istemedik. Egitmenleri bu konuda cok memnun, okula basladigindan beri inanilmaz sasirtici derecede kelimeler soylüyor, cümle kurma yok henüz ama kelimeleri yan yana gitiriyor.Örnek, mami komm bi bi biiii (anne gel saklambac oynayalim, o bi bi bii demesi de bir iki üc diye sayisimdan kaynakli).

Türkce kelimeleri tam söyleyemiyor, ve zannedersem "R" harfi biraz sorun yaratacaga benzer, icinde "R" gecen kelimeleri söylemek istemiyor... Ha birde kelime baslarindaki "K" lari ativeriyor. Ama hepsinde degil istedigine yapiyor bunu. Örnek, kitaba bitap, kucaga ucak, demesi. Mutfakta benimle yemek yapmak en büyük eglencesi oldu son zamanlarda, hangi yemegi yaparsam yapayim mutlaka sandalye üzerinden bir kasikta kendi sallayacak o yemege. Nedense firini her acisimda kek yaptigimi düsünüyor bu sefer mami kuken(kuchen) -(kek) diyor. Elinden gelse sürekli kek karistirip kurabiye kaliplariyla kurabiye yapacak.

Gecikmis dogum günü fotograflari zamansizliktan yüklenemedi henüz. Son zamanlarda fotografta cekemez oldum zaten. Oysa Sonbaharin renklerinin en güzel dönemindeyiz. Su kres isini kafamda bir yerine oturtayim iste o zaman bir sürü is var yoluna koymak istedigim, ve ise yine yeniden dolabimdan baslayacagimi bildigim.

Mittwoch, 20. Oktober 2010

Kreş günlüğü -2-

Yine yeni bir kreş macerası ikinci yaşına girdikten tam dört gün sonra yeniden başladi. Haftabaşı hadi bakalım bu sefer her şey güzel olsun dedik. İlk gün beraberce girdik sınıfına yine. İlk zaman yaptığı gibi yine yapıstı bana ama bu sefet daha farklıydı sanki. Öyle bebek gibi değil. Çevresine ilgili ama yinede temkinli. 

İkinci gün eğitmen " artık zamanı geldi, gidin bir saat sonra gelin ama bu sefer bina içinde kalmayın , bir sorun oldugunda sizi ararım gelirsiniz" dedi. Aslında burası hem benim hem kızım için en zor olanı. O anki yüz ifadesi bağırmasi "mami neiiinn (anne hayır) " demesi kulaklarımda çınladı. Sonra çıktım, sadece sınıftan değil binadan da. Kreş üniversitenin kreşi olduğundan okulun çokta dışında değil. Ben iki koca yılın ardından ilk defa şemsiyemle yağmurda yürüdüm, havayı derin derin soludum. Aslînda ihtiyacım olan şey vicdan azabı çekmeden kendime ayırabiliceğim ufakta olsa bir zaman dilimi değilmiydi. Nicedir gitmediğim okulun kafeteryasından kahvemi aldım, dilimi yakmadan, acelr etmeden sürekli etrafta koşturan bir cüceye dikkat etmek zorunda kalmadan tadina varilmasi beklenen bir kahve. Ama zift içer gibi içtim ben, dilim yanmadi, aleacele içilen bir kahve olmadi belki ama tadina varilmadan içildi. Hic zevk vermedi.Ben sınıftan çiktiktan sonra bir süre ağlamis ondan sonra kuru bağirmis. Bloke etmiş hem ögretmenletini. Diger cocuklarla ilgilenmemis, bir sandalyede tek basina oturmus ta ki ben gidene kadar. Öyle çok oturmus ki po.posuna bezinin izi cikmisti.

Bugün ben yine aynı kafede ayni yerde oturuyorum, kizim yine agladi birakirken. Umarim dünden daha iyi olur bugün. Kendini kapatmasin dis dünyaya.
Annesine gelince bugün öyle kirpikte yaş, boğazda koca bir düğümle oturmuyor. Dün tadini sevmedigi kahveyi bugün latte machiato icerek aslinda dünde kahvenin tadinin normal olduguna ama kendinde bir gariplik oldugundan tadina varmamis olabilecegi olasiligi uzetine kafa yoruyor. Ve bugün sömestr planini kafasinda olusturuyor.

Donnerstag, 14. Oktober 2010

Ikincisinin birincisinden farki buymus demek ki...

Bugün kac yasina girdin kizim dedim.

Isaret parmagini iyice düzlestirip bir, diye gösterdin.

Iki dedim. Parmaklarini "iki" yapmaya calistin. Yapamadin.

Bu sefer gösterdim iki elimin isaret parmaklarini yanyana getirip "iki" yasindasin artik dedim.

Yaptin. iii iiii diyerekten.

Kelime dagarcigin gittikce genislerken, yapabileceklerinin yine bir o kadar fazla oldugunu sezinledin. Sezinledin ki,daha mumlarimi coookkk üfletir bu anne fotografimi cekme ugruna diyerek , koca koca yaptigin yanaklarinla dolu dolu üfledin mumlarini.

Iki yas' in bir yasindan farki sadece cift rakama gecmek degilmis, bir bebegin cocukluga nasilda kosar adimlarla gectigini görmek, hayranlikla seyretmekmis. Anneyi ve babayi sevdigini söylemeye calismasini görmekmis.

Gözlerinin icinin parladigini görmek, bugünün ona ait oldugunu bildigini hissettirirmesiymis.

Senin icin dileklerimi bir bir siralasam, siralamayayim. Zaten seni her kucakladigimda, icimden hep geciriyorum ben.
Ömür boyu o kokunun hep yanimda olmasini istiyorum ben. O zeytin gözlerinin hep gözlerimle bulusmasini istiyorum ben.

Iyiki dogdun melegim...

Dienstag, 12. Oktober 2010

Yine Yeniden...

IMG_2107

Dislerle basimiz dertte yine, ne sancili bir dönemmis meger diyorum. Köp.ek disleri bir türlü rahat vermeyen. Elinden düsürmedigi havuc en sevdigi ana-ara ögün oldu.Iki yasina girmeye günler kala, bir degisme bir büyüme. Kendim bile hayret icindeyim. BEbek gibi bakisi iyiden iyiye degisti. Bildigin kücük bir kiz cocugu duruyor karsimda, sürekli öpülmek istemeyen, cani istediginde gelip sarilan, öpücük isteyen. Annenin tercihlerine daha cok güveniyor, süslü olusundandir belki. Saatimi koluna takmaya bayiliyor. Seksenin üzerindeki komsularimiz Ar.min ' e (aamiinn) ve Ed.ith'e (eihh) isimleriyle hitap ediyor. Öyle iyi anlasiyorki bu yasli ciftle, ellerinden tutup bahcelerindeki göletteki baliklara seyretmeye gidiyor.

IMG_2108

Oyuncak mutfagi icin artik gercek sebze-meyve ister olmustu bende evde eski t-shirtlerden kesip bicerek icine pamuk doldurup domatesler, havuclar yaptim, aslinda ne zorlugu var ama ben yinede övünüyorum iste kendimle. Hmmm latarak pisiriyor güya, baraberce tadiyoruz.

IMG_2110

En son ne zaman oynamistim evcilik bilmiyorum, ama yine yeniden basladik , bu seferki oyun arkadasim kizim. Mutfakta isim bitince dogru odasina , bu sefer onun odasinda pisiriyoruz yemekleri, onun istedigi sekilde. Minik bardaklara sular dolduruyoruz, yudumlarken kikir kikir gülüyor. Annesini minicik sandalyeye sigmaya calisan bir dev gibi gördügünden belkide.

Evcilik oynamayi da özlemis miydim ki? Cokta degil, belkide o hayal gücüne artik sahip olamadigimdan, cocuklarin icinde olan safligi tasimayi coktan birakmis olmamdandir belki de.

Ama baska seyleri özledim ben. Neleri mi? Buraya bir TIK
Blog Widget by LinkWithin