Donnerstag, 26. November 2009

...120...

Asi bugünlerde, sanirim kendini bize kabullendirmek, kanitlamak istiyor, yeni hareketler var, nerden ögrendigini bilmedigim... Beyninin gelisimine vücudu uyum saglayamiyor sanki, aklindan gecenlerle anlatmak isteyip anlatamadigi seyler karsisinda sinirleniyor...
...........................

14. ay gelisimi ne alemde peki;

Camasir makinesine sevdali, calisinca basina geciyor , izlemeye heleki doldurup bosaltmaya bayiliyor...bkz, alt resim

Yemek masasini beraber kurup beraber topluyoruz, illaki istiyor kendide yapsin, kasiklari veriyorum, ekmek sepetini tasiyor, gerek olmasa bile tencere altligini muhakkak götürmesi lazim..

Babaya cilveler cogaldi, artik ikimiz yanyana dahi oturamaz hale geldik, beni kocama yaklastirmiyor deli kiz...

Kitap, sihirli sözcük bu, eline kitabi alip saatlerce mesgul olabiliyor, hehee burda benim payim cok sanirim, evde sürekli birseyler okuyan özellikle onu uyuturken okuyan anneyi görüp özeniyor mu bilemeyecegim ama kitaplari oyuncaklarindan daha cok sevdigini söyleyebilirim...

Mutfak tezgahinin üzerine oturtup öyle yemek pisirmemi arzuluyor, görmesi lazim, haa birde muhakkak o kasigi bir kere kendi yemege daldirip karistiracak, yoksa imkani yok susmuyor...

Fermuar acma sevdalisi, oyun grubundaki diger cocuklarin cantalarinin fermuarlarini acabildigi icin cocuklar Helin Yagmurun pesinden ayrilmiyor, gecen caktirmadan bizim canta haric hepsini acmis, kimi cocuklar acilan cantalari karistiyor, kimisi Helin Yagmurun arkasindan diger cantalara dogru yol aliyor, neyseki suanda sadece fermuar aciyor, icini karistirmiyor, bunada bir cözüm bulmali...

Postun basligida ilginc oldu bu sefer,
Sizce nedir bu 120?

a) Film adi
b) Izlenilen filmin süresi
c) Helin Yagmurun bu günkü sabah öglen arasi kendi kendine uykuya dalma süresi..

14. aya giris zorladi biraz, simdiye kadar uykuyu ara ara dert etmis olan ben bugün yeni bir adim attim, tabii uykuyla en zorlu dönemler dis cikarma dönemleri oldu bizde, en cok bu dönemlerde huyu degisecek diye korktum, aman yataginda yatsinda ben yaninda otururum dedim, ve yine en son alt azilardan beri hem gündüz hemde gece uykusuna dalmadan önce yaninda oturuyoruz, bizi görebilecegi bir yer olsun istiyor, dokunmayalim sadece öyle oturalim, uykuya dalista bizim orada oturmamiz prop oldu ona...

Üst azilar cikmakta, birisi iyice cikmis digeriyle patlamis toplamda on disimiz olmus olacak , ama tabi uyku düzeni yine allak bullak, aman yaninda durayimda rahatlasin diye diye gecti mi koca üc ay, yatagimda yanimda yatirmiyorum diye sevinirken ben onun yatak basinda uyuklar oldum, gerci bu uykuyu hülya ve yeliz fasikül fasikül yazdi bloglarinda ikiside sonunda birbirinden cok farkli yöntemler secerek bebeklerini uyutan anneler, ben girmeyecegim cok ayrintirisina...

Iste bugün o gün dedim kendi kendime, melek gibi uyuyan cocugu kac aydir sen bu hale getirdin madem, simdi düzelt yedigin halti dedim....

Hic planlamamistim oysa, ciktim odadan, ee normal agladi bir iki damla ama biliyorum boncuk boncuk aglamiyor, sadece acindiriyor(yoksa sevmiyorum bu metodu ben, cocuk kendini parcalarken ona uyku böyle uyunur diye ögretmeyi) Vee evet tam 120 dakika sürdü uykuya dalmasi, bizim sabah 09.30 da basladigimiz uyku serüveni 11.30 da son buldu... Demek ki büyüyen bebeklerde cok daha zor olabiliyormus...Belki yanlis zamada basladim, azilar yoldayken zor ama gectigimiz 6 ay hep dis cikartmakla megüldü kücük hanim, ben o disti bu disti diye bekleyecek olursam kres yasina gelecek, benim kiyamadigim kuzuma, egitmenler kiyacak...

Bakalim aksam uykuya dalmasi ne kadar sürecek?

Samstag, 21. November 2009

Ali Baba' nin bir Cift.ligi var...

Esek gözlünün aski :)


Ne zamandir yakinip yüzünü göremedigim günes gri bulutlar arasindan en güzel yüzünü gösterdi bize ve benim ne zamandir yapmak isteyipte kizimin yürümesini bekledigim icin sürekli erteledigim, yürümeye basladiktan sonrada havalarin azizligine ugradigimizdan bugüne kismet olan ilk hayvanat bahcesi gezimiz var bugünkü postumda...Aslinda tam sarkidaki Ali Ba.banin ciftligi gibiydi her yer..
Babasi daha cok egleniyor gibi sanki

Laf aramizda bizde baya eglendik , insanin cocugu olunca ona yeni bir seyler ögretmek isterken, yeni tecrübeler kazandirirken kendi unuttugu zamanlarina dönüyor, yeniden ama bu sefer cocuguyla egleniyor...

Sehrimizde bulunan hayvanat bahcesinde birde hayvanlarin serbestce dolasabildigi ve cocuklarin bu hayvanlari besleyip ,oksayip sevebilecegi bir bölge var...En cok bu hosuma gitti, ortada dolasan keciler, kuzular, horoz,tavuk, hatta inekler bile vardi..Tabi ben yinede daha kücükbas olan hayvanlarin yaninda durmayi tercih ettim, kizim korkar ya da hayvanlar ters bir harekette bulunur diye...Isteyen orada satilan yemleri alip yemleyebiliyorlar hayvanlari...
Ilk dokunus...


Bu hangi agacin nasil bir meyvesidir bilmiyorum ama renkleri muhtesem öyle degil mi??
Hic korktugum gibi olmadi , hemencik yaklasip dokunmaya calisti, hatta kecileri kovaladi, üzerlerine cikmaya calisti...
Kecinin malum yerini kesfeden kizim az kaldi eylemini basariyla sonlandiriyordu...


Keci kardes nereye böyle der gibi sanki :)


Günesli bir haftasonundan geriye, bol gülücükler, aaaa' lar, oooooo' lar, gezmekten yorgun yataga atlayan bir helin yagmur, birde kizimin hayvanlara karsi sicak yaklasimiyla saskinliktan agzi acik bir adet anne ve baba kaldi...

Mittwoch, 18. November 2009

....cinnet...

Bir kacgündür zaten huzursuzdu, agzinda yine salyalar, disten biliyorum artik... Ama birde burun akintisi basladi, offff en cok buna takiliyorum, o kadarda dikkat ediyorum ama oluyor iste...

Ama dün tam bir cehennemdi, benim yine dislerimi siktigim bir gündü... Sürekli bir mizmizlanma, ne istedigini bilememe, bunun sonucunda dahada huysuzlanma, benimse sürekli eliyle nereyi isaret ediyorsa oralarda bir seyler arayip ona istedigini verme cabasi, sonra uykuda huzursuzluk, havanin kötü olmasi ve kizimin burun akintisi yüzünden ayrica banyo yapmis olmasindan dolayi disari cikaramamam sanirim dahada bir huysuzlastirdi...

Böyle anlarda fevri davranabiliyorum, cok sinirlenebiliyorum, ona bagirabiliyorum, ve sonunda kendimden nefret edip sen cok kötü bir annesin diyorum... Cok kiziyorum kendime cok, neden saha sabirli olamiyorum, mükemmel bir anne olmak istemiyorum, zaten inanmiyorum öyle seylere, mükemmellikte göreceli bir kavram, ama sabir en cok eksikligini duydugum sey... Böyle kizgin oldugum anlarda kendimi temizlige vuruyorum.. Sil, süpür, yika, as, toz al,......, ama en önemlisi SAKINLES... Söylenmeden yap her seyi ... O zaman sende mizmizlanmis olmuyormusun diyorum...

Böyle anlarda ilgisini baska yerlere cekmeye calisiyorum, aa bak burda ne varmis, gel hadi bu küpleri üst üste koyalim, ya da hadi sarki söyleyelim diye basliyorum ; Guten morgen wünschen Wir, guten morgen euch allen hier,........

Bazen ise yariyor, bazen banamisin demiyor, yemek yaparken bacaklarima yapisiyor, kucak istiyor ya da mutfak tezgahina oturup beni izlemek, ama elini yakar, bicaklara uzanir ya da ne bilim bir görünmez kaza olur diye, aklim cikiyor, ee bu arada yagsiz-tuzsuz diyet yemekleri (unutuyorum cünkü) cikiyor ortaliga...

Yürümeye basladi oh bir nebze rahatlayacagim derken , su geldigim noktaya bak, kizima kizarken en cok kendime kiziyorum ben, daha sabirli bir anne olamadigim icin, ona kizdigim icin, beklentilerine cevap veremedigim icin....

Sürekli bir ihh ihhh durumlari, biliyorum aslinda kendini ifade edemediginden her sey, istedigi seylerin adini söyleyememe, ve de her seyi buu buu diye cagirma..Kendimi onun yerine koymaya calisiyorum, istediklerini verirken, ben konusamasaydim ne yapardim diye, halbuki bende aynisini yapardim... Niye bu sinir peki???

Geceleri yüz kere gidiyorum yanina, üzerini aciyor kac gündür, disleri cikarken böyle huzursuz uyuyor hep... Saga dön , sola dön, olmadi totoyu yukari getir, birde bakmissin basi ayaklarindan tarafta ayaklari yastiginin üzerinde... Ee böyle olunca babyf.ondan gelen her sese odasindayim, gitmesem bile aklim orda acti belki üzerini diye, tabi benim bölünen uykularim yüzünden kaciyor uykum, sabah sevgili uyaniyor alti gibi, kizimin kahvaltisini veriyor bende tabi bu arada uyuyabiliyorum bir yada bir bucuk saat, sonra ailecek bir kahvalti, sevgili gidiyor...

Halbuki disarda günesli bir hava var, disari mi ciksak dedim, ama öyle bir rüzgar varki yine evdeyiz...

Böyle kizimdan cok sikayet eder gibiyim ben, aslinda cok zor bir cocuk degil kizim ama dönemleri oluyor ve malesef sözlügünde sabir sözcügü eksik anneside böyle agresiflesiyor... Nefret sözcügünü cok kullanmam, cünkü kolay kolay nefret etmem ama en nefret ettigin yönün ne diye sorsalar artik iyice biliyorum, SABIRSIZLIK...

Montag, 16. November 2009

13. aya girerken

Bugün market alisverisinde lahana aldim, cok özledim sarmasini :) ben aldiklarimi yerlestiriken kizim gözüne kestirmis lahanayi....


13. ayinada girdi minigim, annesi hasta oldugundan savsakladi biraz, gecikmeli oldu..Gerci cok yorgunum, antibiyotikler yüzünden, bakalim kizimin gelismelerini aklima geldigi kadariyla yazacagim...

Ama öyle hizli büyüyor ki, yetisemiyorum...
Daha acikca söyledigi kelimeler yok ama iyice anlar oldu beni, evde hem türkce hem almanca konustugumuzdan olsa gerek isine geldiginde ikisinide anladigini belli ediyor.. En sik kulladigi ses hiihh.. Sonra kafasini asagi yukari ya da saga sola salliyor, sevgiliyle belli bir ses tonunda konustugumda benim anlattiklarimi onaylarcasina babasina asagi yukari tamam mi dercesine kafa salliyor...

Dolapta ya da cekmecedeki her seyi itinayla cikarip bana getiriyor ama hadi yerine koy dedigimde ses yok, sanki duymuyor anlamiyor beni...

H1N1 asisini yaptirmamizi tavsiye etmedi doktoru, cocuklar üzerindeki etkilerini tam olarak bilmediklerinden üc yasin altindaki cocuklara yapilmasini tavsiye etmediginden yaptirmadik..
Kaldiramayinca lahanayi kendi yapismis üzerine (lahananin üzeri strec film kapli yoksa birakmam ortalarda)

Cok oynak kuzum, ne zaman azicik bir müzik duysa hemen ritm tutuyor, saga sola kivriliyor, alkis caliyor.. Bir türlü cekemedim videoya..

Kitaplarini seviyor, aciyoruz beraber sayiyoruz teker teker, 1,2,3,4,5.... ,10 tek tek gösteriyor rakamlari bende basliyorum teker teker söylemeye, bikmadan sIkilmadan tekrarlatiyor taa ki ilgisini baska yere cekene kadar... Sabirli olmak istesemde bazen bu durum cok cok uzayabiliyor...

Havalar cok bunaltici, grimi gri, icimde havayla bir uyumda oda kapkapali..Yine bana tatil lazim diyorum, yeni yilda türkiyeye gitmek vardi planlarimiz icerisinde ama acikcasi virüs yüzünden korkutuyor beni, burda kalalim baska seyler yapariz diyorum ben...Hala hastayim ama ilaclara basladim..Arada günes acsa moralde yerine gelecek ama yok yok bu günesin bize yüzünü gösterecegi yok..Kizim uyurken bende biraz kestirsem iyi olacak, hadi bana iyi uykular ..ZzzZzzzzz

P.s : Gülruh hediyelesme cekilsinde birbirimize cikmisiz, aradiki iletisimi yine ebru araciligiyla yapacagimizi saniyordum yanilmisim sanirim , senin mail adresini göremedim blogunda adresler icin mailden bana ulasirsan sevinirim..

Montag, 9. November 2009

..balli süt..

Sabah kizimin sesine uyandim, tam yutkunmak isterken sanki birisi gece bogazima kocaa bir üzüm parcasi yerlestirmis ve ben yutamiyormusum gibi oldum, feci birde agri...

Ne vardi sanki daha her yer karanlikken uyanacak a evladim, ögrencilik zamanlarimda bile bu kadar erken kalkmamisken simdi bu helede su saatler kis saati uygulamasina gecmisken olacak sey mi senin bana yaptigin...


Degil kizima günaydin demek agzimi acamiyorum..Üzerini degistirirken kizimin, benim suratsizligima inat bülbül gibi sakimasi niyedir acep? Pandomim sanatcilari misali basladim ben güne, el kol hareketleri yaptikca nesesi dahada cogaldi minigin..

Öncelik Helin Yagmurda tabii, kahvaltisi verilir, sonra ben bir fincan sicak süte dedemin getirdigi memleket balindan kasik kasik koyup daha sicakken ictim, bogazim yumusasin diye...

Ama cok sinirleniyorum kendime, dogumdan önce hep bünyemin ne güclü olduguyla övünürdüm ben, 2-3 sene hic hasta olmadigimi (grip ,nezle, ates ,öksürük tiksirik vs. ....) hatirlarim, hatta nasil bu kadar cok hasta oluyorsun diyede sevgiliye cikisirdim.. Cok gücsüz senin bu bünye cookk derdim..

Simdi, simdi ben acinacak haldeyim... Niye diyorum, bagisiklik sistemime ne oldu benim... Hani hastalik nedir bilmezdim ben... Hasta olanlarin bile yaninda durunca kapmayan ben simdi kendi bünyeme yenik düsmüs bogazimi sikica sarmis oturuyorum :(

Nasil eski ben olurum fikri olan var mi? Anneler sizde mi öylesiniz ?Ahh ahh gencmiydim o zamanlarda simdi yaslandim mi???? Ama noolur bana ilac demeyin, sevmiyorum, ilaclarin bünyede bagimlilik yaptigina inaniyorum ben en azindan böyle soguk alginliklarinda falan, bir süre sonra alinan dozun az geldigine ve vücudun daha fazlasina gerek duydugunu düsünüyorum...


Birde Ebru bir hediyelesme aksiyonu baslatmis, avrupada olan blogcularla ve benimde blogumda yayinlayip duyurmami rica etmis, katilmak isteyen olursa bir tik..

Samstag, 7. November 2009

Ayakkabi alirken nelere dikkat edilmeli

Bagimsizligini ilan ettiginden beri asilik üzerine giydigi kabani gibi oldu kizimin.. Aman kimse tutmasin elinden, biraksin yollarda kendi yürüsün, artik bize karsi koymayada basladi, elmizi tutmak istemeyince kendini bükerek elini cekistiriyor,birde hizli kosar adimlarla kacisi varki, bakmaya doyamiyorum :) Tek anne ben degilim, minigimde ögrendigi yeni seyleri uygulayan dünyanin tek bebegi degil belki, buldumcuk olmayim be diyorum ama kendime hakim olamiyorum ki ...

Tabi paytak paytak yürüme calismalari yaparken ,ilk ayakkabisi nasil olmali diye biraz fazlaca arastirdim ben, bilekli mi, yoksa yarim bilekli mi, tabani nasil olmali diye.. Bilinen bir kac cocuk ayakkabisi markalari var , egitmenimizden bu konuda oldukca cok bilgi aldim, kendininde cocugu oldugu icin oldukca tecrübe edinmis, eskiden Elefanten markasini cok begendigini simdiyse iyi diyebilecegini özellikle Rich.ter, Ric.osta ve Geo.x' u tavsiye etti, ama iclerinde kendinin en cok tercih ettigi özellikle yeni yürümeyi ögrenen cocuklar icin Ric.ter markasinin cok iyi oldugunu söyledi..
Yürümeye yeni baslayan cocuklara ayakkabi alinirken dikkat edilmesi gereken noktalalardan kendi bilgim dahilinde biraz anlatayim ben.. Tabi o zamanlar Helin Yagmur daha yürüyemedigi icin nasil giydirsek peki giydirince ayagina olup olmadigini nasil anlayacagiz, büyük mü ,kücük mü yok bogazli mi, bogazsiz mi?

Öncelikle ayakkabi numarasini belirlemek icin size cok kolay bir yöntem, sert bir kartonun hatta bu eski bir ayakkabi kartonu kutusunun üzeride olabilir,bu kartonun üzerine bebeginizin dik basmasini saglayin, ardindan ayaginin seklini cizin, sonra tam cizdiginiz bölgeden degil biraz genis olarak hatta önde 1-2 cm olmak kaydiyla genisce kesin.. (tabi bu yöntem bebegiyle alisveris yapamayan ya da ayagini kontrol edemediginize inaniyorsaniz cok emin bir yol) Sonra kestiginiz sablonu ayakkabinin icine koyup elinizle iyice kontrol edebilirsiniz..

Tabi dedigim gibi bu yöntem bebegi yaninda olmayan anneler icin cok uygun..
Ayakkabi seciminde dikkat edilmesi gereken baska bir husuhta ayakkabi tabani..
Bebeklerin ayak tabani genelde dar bir yapida oldugundan, tabani dar secilmeli ve elinizle tabani bükülerbilir olmali ki cocugunuzun ayaklarini kolay bükebilsin, yoksa yürümede zorluk cekecektir...

Ilk ayakkabisinin bilegi de kavramasi gerekiyor, böylece yumusak olan bilegi iyi desteklemis oluyor ki bu da yine yürümesini kolaylastirici bir etken..

Genelde yürümeye basladiklari zamandan itibaren her üc ayda, bir numara büyürmüs bebek ayaklari, yani ortalama 4 bedene tekabül ediyor.. Helin Yagmurun ayaklari bana nedense hep büyük göründü suan ki numarasi 21 , ayakkabicida da bizi bu yönde bilgilendirdiler..

Benim tercihimde Ric.ter markasindan yana oldu, gercekten ayagi cok güzel kavriyor, agir degil ve kizim ilk giydigi andan itibaren evdeki deri coraplarindan daha fazla yadirgamadi... Birde iple baglananlardan almadim benim kizimin elleri pek rahat durmuyor, bende cirtcirt bantli(tam adi ne, bilen varsa dogrusunu ögrenmekte fayda var) olanlardan aldim.. Hem benim icin daha pratik hemde yürürken ipinin cözülmesi ve ona basip düsmek gibi bir tehlikeside yok...

Dienstag, 3. November 2009

Olmali mi, olmamali mi?

Burada yaklasik bir haftadir H1N1 asisi yapilmaya baslanmis durumda, televizyonlarda yoldan gecen halka soruluyor, yaptirdiniz mi? Cogundaki cevap HAYIR ve yaptirmayida düsünmüyorlarmis !! Neden diyorum ben, insanlar bir tehlikeyi neden bu kadar kücümsemekte, oysa cevremde dahil olmak üzere aldigim cevaplar hep ayni;

* Yan etkileri var, hem zaten bu asiyi olduktan sonra hatta 3-4 hafta sonra hastalik mutasyona ugrayip daha farkli boyutlardada bulasabiliyor..

veya,

*Bu kadar abartilmasinin nedeni devlet stoklarinda bu asidan oldukca var, ve sigortalar bu oldukca yüklü miktarlara malolan asiyi cöpe atmak istemiyor..

ya da,

*Ben önlemimi aldim, yakin cevremde örnegin mahallemde ya da isyerimde bu hastaliga yakalanan olursa o zaman asi olacagiz maaile..

Ve isin bana göre en garip yani bu cümlelerin %80 inin de gerek oyun grubundaki anneler olsun, gerek egitmen, gerekse alman arkadaslar tarafindan kuruluyor olmasiydi, ya ben bir türk olarak cok evhamliydim, ya da bu iste bir terslik vardi.. Haa hatta ben esimle yaptiracagiz dedigimde sanki ölüme gidiyoruz demisim gibi ilginc surat ifadeleriyle karsilastim..

Her ilacin, hangi ilac olursa olsun prospektüsünde olabilecek yan etkileri yazar, bas agrisi ilaclarinda bile böyle.. Peki bizim bebeklerimize vurulan asilardan sonra ates olmuyor mu, olabiliyor ya da vücutta kirmizi lekelere rastlanabiliyor... H1N1 asisindada söylenen yan etkiler icinde , bas agrisi, ates, asi yerinde kizariklik olabileceginden bahsediliyor.. Icindeki civa 'dan dolayi korkuluyor herhalde diyorum ama o civada bildigimiz termometre civasi degil ki, daha uzun ömürlü olmasini saglayabilecek bir madde, bunuda acikladilar...Hem aynisi normal grip asisindada bulunlakta..

Her sene cogumuz normal grip asilarindan oluyoruz, o asilarin icerigide her sene farkli olmuyor mu, neden? cevap basit, normal gripte mutasyona ugruyor, daha güclenebiliyor, ben sahsen her sene yaptirdigim grip asisindan sonra bir kac gün hasta gibi dolasiyorum, normal mi????

Burda 3 yasin altindaki cocuklara asi tavsiye edilmiyor dedi annelerden birisi, henüz bilgim yok, cocuk doktorumuzla konusacagim, eger oda onaylamazsa kizima asi yok..

Ama ben persembeye esimle asi olmaya gidecegim.. Türkiyede durum nasil bilemiyorum evimizde türk kanallarimiz yok, ve gazetelerdende halkin nabzi kontrol edilemiyor, ama bugün basbakan demiski, ben asi olmayacagim..

Demisim ve orada kalmis, bugün cuma, asiyi dün ögleden sonra olduk, doktorumuz ve yanindaki hemislerde olmus, bende merak ettim ve sordum, neden istemiyor halk diye.. Hepatitten hayatini kaybeden insan sayisi hicte kücümsenmeyecek kadar cok, halbuki asisi var ama insanlar bunu yaptirmiyor, bunlarda televizyona yanisimiyor cünkü grip dalgasi gibi degil ya da yarin A.ids icin asi ciksa yine insanlarin simdi cok korktugu bu illet asisi cikti diye önemsenmeyen hastalik konumuna gelecek dedi..

Asi olmadan önce bize bir form imzalattilar, kronik bir hastaligimizin olmadigina dair bir belge, sonra doktor omuza yakin bir bölgeye asi yapti, on dakika beklememiz gerekti olasi bir alerji sokuna karsi, proteine yani yumurta beyazina alerjimiz olup olmadigi soruldu, cünkü alerjik soku yapan buymus...

Aksam saat 22 sularinda kolumda asi yerinde agri oldu, daha dogrusu hamlama agrisi olur ya bildigimiz iste ondan, onun disinda ne bende ne esimde farkli bir yan etki göstermedi, sabahta hafif olan agri ögleye son buldu..

Kizimin doktoruna sormadik henüz, ama bugün aksam haberlerinde izledim, 6 aydan itibaren asi olunuyormus diye, ve asi yapilanlarin sayisida gittikce artiyormus...Pazartesi sormak lazim, bizim doktorumuz bu ise nasil bakiyor...

Evimizde türk kanalimiz olmadigindan ancak internetten takip edebiliyorum türkiyedeki gelismeleri, gecen günlerde Türkiye de Basbakanin ben asi olmayacagim seklindeki aciklamasina, gerci bunu cumhurbaskanida takip etti, risk altinda gibi mi görünüyorum diye.. Halki cok yanlis yönlendiriyorlar diyorum ben, gerci haklilar, halkin arasina karistiklari ya da AVM leri gezdikleri yokki neden tehlikede olsunlar !!!

Bu konuya herkesin yaklasim bicimi farkli tabi ama madem böyle bir hastalik var ve önlemide alinabiliyor neden riske gireyim, hem ben hasta olursam minigime bakacak kimsede yok, düsünki hastayim ve karantinadayim, kim bakicak yavruma...Kimse..O sebepten bence asi olunmali, böylelikle hem kendimizi korumus oluruz hemde cevredekileri tedirgin etmemis oluruz, mesela ben simdi oyun grubuna gitmesem mi diye düsünmeye bile basladim, cünkü her gecen gün bu hastaliga yakalananlarin sayisi gittikce artiyor...
Blog Widget by LinkWithin